Dördüncü Tekil Şahıs

Dördüncü Tekil Şahıs, Güray Süngü’nün ilk romanı. 2006 yılında Birharf Yayınları’ndan çıkan kitap, Şubat 2012′de Okur Kitaplığı tarafından yeniden yayınlandı. Kitap için değinilmesi gereken en önemli unsur, yazarın 22 yaşında yazdığı ilk romanı olması. Okudukça derinliğine nüfuz edilen anlatı ve kurgu başarısı, bu anlamda şaşırtıcı bir üstünlük sergilemektedir. Dördüncü Tekil Şahıs, anlatıcısı ve baş kahramanı[…]

rüyalarımın gül kokusu

Sabah erkenden çaldı kapımı, bundan hoşlanmadığımı ona belli etmedim. Güne erken başlayan insanlardanmışım gibi hareket etmeye çalıştım, sürekli gülümsedim ve anlattığı her şeyi not ettim. İyi bir iş yaptığı zaman insanın kendi kendine duyduğu hayranlığı okudum gözlerinden. Bu sefer iyi bir iş denen şeyin benimle yapılmış olması nedeniyle ben de ziyadesiyle mutlu oldum. Ama bunu[…]

KAÇACAK YER YOK

Güzel sözler söyleniyordu televizyon dizilerinde. Her yerde kahramanlar ve kahramanların kahramanlıkları vardı. Eskisi gibi değildi hiç bir şey. Zengindiler artık ve çok güçlüydüler. Güzel arabaları ve güzel kadınları vardı. Güzel işlerinde çalışıyordular. Çirkin şeyler bile bir güzellik adına hareket ediyor, bir güzelliğe işliyordu. Yine de zor yanları yok değildi. Entrikalar, pusular ve komplo… ama can[…]

aa

Pencere’den Üzerine Eleştiri

Tuhaf Bir Adam “Pencereden”, daha ilk sayfasında ölümü özleyen bir roman kahramanının dünyasına çağırıyor okuyucusunu. Son yıllarda Türk romanında sıklıkla karşımıza çıkan intihar izleğini tekrarlamakla birlikte, Güray Süngü, gerek kurduğu dille gerek kahramanının iç dünyasına nüfuz eden anlatımıyla basit bir tekrara düşmekten kurtulmuş. Doğrusu bir ilk roman olarak “Pencere”yi çok umut verici bulduğumu söylemek isterim.[…]

soylesi

Hece Edebiyat Dergisi Röportajı – Düş Kesiği

1. Romanınız Düş Kesiği’yle, İhsan Oktay Anar’ın ardından “Oğuz Atay Roman Ödülü”nü alan ikinci isimsiniz. Ödüller kuşkusuz yazarlar için önemli, bu ödülün ayrıcalığı var mı sizin için? Bu ödülün ayrıcalığı Oğuz Atay adına düzenleniyor ve veriliyor olması. Bizim kuşağın karışık kafalı yazarları için, kullandığı teknikler, söyleyiş biçimi, ironisi ve mizahıyla karışık hüznü Oğuz Atay’ı çok[…]

duskesigi

Düş Kesiği Üzerine

Aynalı Labirent Olası hikâye şöyledir: Usta sanatçı Charlie Chaplin, iş kıyafetinden çıkıp geniş caddelerde yürürken üzerinde fotoğrafının olduğu bir ilanla karşılaşır. Biraz daha dikkatle bakınca, ilanın bir yarışmadan söz açtığını, adının da ‘Charlie Chaplin’e Benzeyenler Yarışması’ olduğunu anlar. Hemen sivil hayatından sıyrılıp üniformasının içine girer ve doğruca yarışmaya koşar. Podyuma çıkar. Sonuç hiç şaşırtıcı olmaz.[…]

Öykü Kalbimi Teskin Ediyor

Hiçbir şey Anlatmayan Hikâyelerin İkincisi ile bu yıl Star gazetesi tarafından ilk kez verilen Necip Fazıl ödüllerine hikaye dalında değer bulundunuz. Bu ödül size neler hissettirdi? Cemal Şakar ağabey bize hep, meselenin, adımızın kimlerin adının yanına yazılacağı olduğunu söyler. Ben de bunun kıymetine inanırım. Ödül denen şey insanı zaten mutlu eder, gururlandırır da, işin bir[…]

soylesi

GÜRAY SÜNGÜ İLE SÖYLEŞİ

-Kitabın adı “Hiçbir Şey Anlatmayan Hikâyelerin İkincisi” olsa da kitapta kendine yer bulmuş on bir öykünün her biri aslında çok şey anlatıyor. Edebiyatın işlevine (toplumsallık-bireysellik) bir gönderme diyebilir miyiz başlık için? Aslında öykülerimde bir mesaj kaygısı var da yeterince anlaşılmıyor mu demek istediniz? -“Edebiyatın işlevine bir gönderme yok. Mesaj kaygım… -Kitabın adı “Hiçbir Şey Anlatmayan[…]